Meleğimle geçirdiğimiz hayatımıza ait
Küçük Prenses » Archive of ', 2009'

Büyüyoruz sanırım

Zaman su gibi akıp gidiyor. Gözlerimin önünde büyüyor güzel kızım.

Elbisemizi de giydik:)

1 aylık bebeğin gelişimi

Ana Beceriler (çoğunluk bebek yapabilir)
• Karın üstü yatarken kafasını kaldırabilir.
• Seslere tepki verir
• Karşısındaki yüzlere bakar

 

Gelişmekte Olan Beceriler (bebeklerin yarısı yapar)
• Gözleriyle objeleri takip edebilir.
• “aaaa”, “oooo” diye sesler çıkartır.
• Siyah ve beyaz yüzeyleri görebilir.

 

Gelişmiş Beceriler (az sayıda bebek yapabilir)
• Gülümser
• Başını 45 derede açı ile tutabilir.
Kaynak : Babycenter.com

1. ay doktor kontrolümüz

     Bugün doktor kontolümüz vardı. Oldukça keyifli bir kontrol oldu. Kızımız 4300 gr, 55 cm olmuş. Sütümüz yaramış:) 2 saatte bir emmeye devam ediyoruz. Anne sütünde olmayan tek vitamin D vitamini olduğu için Devit-3 vitaminini her gün mutlaka kullanıyoruz. Bi sorun olmadığı müddetçe gaz için ilaç kullanmıyoruz(Daha önceden ara ara Zinco kullanmıştık). Doktorumuz zorlamadan su verebileceğimizi söyledi(Kaynamış ve soğutulmuş su). Yaz olduğu için vucudun suya ihtiyacı olabilirmiş.

Doktorumuz huzurlu  ve keyifli bir bebek olduğunu söyledi. İnşallah hep böyle gider:)

     Doktordan çıktıktan sonra 2. aşımızı yaptırmak için sağlık ocağına gittik(Hepatif B - 2. doz). Bizim kız yolda uyudu. Aşı vurulacağında uyandırmaya çalıştık ama nafile. Neyse iğneyi vurulunca ister istemez uyandı:) Neyseki ufak bağırmalardan sonra hemen sustu.

     Bir sonraki ay “ROTAVİRÜSÜ” aşısı yaptırabileceğimizi söylediler(İshal). Aşıyı sağlık ocağı yapmıyor, bu nedenle hastanede yapılması gerekiyor. Bir sonraki ay yaptıracağız inşallah.

 

Aşağıdaki yazı www.bebegimveben.com sitesinden alıntıdır.

Hepatit-B Hastalığı ve Aşısı

     Hepatit B hastalığı karaciğerin iltihabına neden olan viral bir hastalık olup, hastalık bu virüsü taşıyan anneden bebeğe doğum esnasında bulaşabilmekte ve bebekte müzmin hepatit adı verilen karaciğerin iltihaplanmasına, karaciğer yetmezliğine, siroza ve daha sonra karaciğer kanserine yol açmaktadır.

     Hepatit B virüsinün daha farklı bulaşma yolları da mevcut olup bunlar, kan ve kan ürünleri yoluyla (hastalığı taşıyan kişiye uygulanan bir iğnenin sağlam kişiye batması ve kan nakli ile) tükürük dahil tüm vücut salgılarıyla ve cinsel ilişki ile de olabilmektedir. Hepatit B hastalığının yayılmasında aile içi geçiş ve kreş, okul gibi toplu yaşanan yerlerde görülen bulaşma oranı önemli bir rol oynamaktadır.

     Ülkemizde hepatit b konusunda yapılan araştırmalar sonucunda yaklaşık 3 milyon kişinin bu hastalığı taşıdığı ve her yıl 160. 000 bebeğin bu virüsü taşıyan annelerden doğduğunu ortaya koymaktadır. Bebek, bu virüs ile doğum esnasında göbek kordonu kesilirken temas etmekte ve bu bebeklerin %90′ı kronik(müzmin) taşıyıcı olmaktadırlar.

     Hepatit B mikrobu taşıyıcısı olan her yüz bebekten onunun siroz ya da karaciğer kanseri olacağı dikkate alındığında tedavisi olmayan bu hastalığın boyutları korkutucu olmaktadır. Hastalığı taşıyan bireylerin önemli bir bulgu vermemesi bu hastalığın yayılımını kolaylaştırmıştır. Bu nedenle, tüm anne adaylarının hepatit b yönünden bir kan testi yaptırmaları, doğacak bebekleri açısından son derece önemlidir. Bu test sonucunda, anne hepatit b taşıyıcısı çıkarsa bebeğin koruma altına alınması gerekmektedir. Geç kalındığında ise bu hastalığın tedavisi olmadığından yapılabilecek pek fazla bir şey kalmamaktadır.

     Anne adayları, hepatit b yönünden taşıyıcı çıkmasa bile, bu hastalığın toplumumuzdaki sıklığı düşünüldüğünde bebek ve diğer aile bireylerinin mutlaka aşılanması gerçeği ortaya çıkmaktadır. Dünya sağlık örgütü, çok ciddi boyutları olan hepatit b hastalığına karşı aşılamayı 1997 yılı başından itibaren tüm ülkelerde zorunlu hale getirmiştir.

Hepatit B aşısı

     Hepatit B virüsü, parçalanarak hastalık yapma kabiliyeti ortadan kaldırılmakta ve etkisiz hale getirilen bu mikrobun bazı bölümleri alınarak hazırlanan aşılar tüm dünyada yaygın olarak kullanılmaktadır. Aşının hastalık yapma ihtimali kesinlikle yoktur.

     Günümüzde geliştirilen modern aşılar sayesinde bu hastalığa karşı artık % 100′e yakın bir korunma söz konusudur. Hepatit B aşısı bebek doğduğunda başlamak üzere 1 ay ara ile 2. doz ve ikinci dozdan 5 ay sonra 3. doz olmak üzere toplam 3 doz olarak uygulanmaktadır. Bulaşma riskinin yüksek olduğu durumlarda hızlı koruma sağlayabilmek için 1 ay arayla 3 doz ve ilk dozdan bir yıl sonra uygulanan bir hatırlatma dozu şeklinde 4 defa aşı uygulanması da tercih edilebilmektedir. 

     Bu şema ile oldukça yüksek ve kalıcı bir korunma sağlanmaktadır. Hepatit B aşısı için geçerli olan diğer bir şema ise 1 ay ara ile uygulanan 2 doz ve ilk dozdan 6 ay sonra uygulanan hatırlatma dozu şeklindedir. Aşı adale içerisine ya da cilt altına uygulanabilmekte ve % 100 koruyucu olmaktadır. Hepatit B aşısı ,diğer aşılar ile birlikte aynı anda farklı bölgelerden uygulanabilmektedir.

     Taşıyıcı anneden doğan bebeklerin tercihen doğduğu gün ya da ilk üç gün içerisinde mutlaka birinci doz aşıyı alması gerekmektedir.  Bu aşı sadece bir çocukluk aşısı olmayıp, hepatit b ile temas etme olasılığı olan herkese, yani taşıyıcı olmayan bebek, çocuk, erişkin, yaşlı tüm bireylere uygulanmalıdır. Aşının hiçbir ciddi yan etkisi yoktur.

21 günlük olduk

Kızım bugün 21 günlük oldu bile… Zaman ne kadar çabuk geçiyor. 20 haftalık olduk, 38 haftalık olduk, doğum yaptık vs. derken kuzucum 21 günlük olmuş bile. Bu arada neler yaptık… Kızımın göbeği 8. günü düştü, kurtulduk mandalından. Göbeği düştükten 3 gün sonra banyosunu yaptırdık. Artık her 2-3 günde bir anneannesi geliyor ve kızımın banyosunu yaptırıyoruz. Banyodan sonra mışıl mışıl uyuyor.

Kızım çok mızmız bir çocuk değil Allahtan, sadece memeye çok düşkünüz. Çekince basıyor yaygarayı:)

Günlerimiz alt değiştirme, emzirme eşliğinde geçiyor. Kızımla birbirimize alışmaya çalışıyoruz.  Hala inanamıyorum karnımdaki kuzu şimdi yanımda.

Doğum hikayemiz

       21 Mayıs’ta 17.doktor kontrolümüz vardı. Artık 39.haftaya girmiştik. Doktorumuz,  NST’de  bebeğin hareketlerinde azalma olduğunu ve 1 cm’lik bir açılma olduğunu söyleyerek bizi  hastaneye yatırmak istedi. Doğuma hazırmıydım acaba? Garip bir psikoloji içerisindeydim, doktorumuz “sen çok korkmuşsun, yarın sabah 7:30′da gel istersen” dedi.  Gerçekten korkmuştum, kızıma kavuşacaktım ama nasıl?

     Hastaneden çıktıktan sonra ağlama krizine girdim. Allahtan akşama doğru sakinleştim. Artık kendi kendime kızıma kavuşacağım şeklinde telkinlerde bulunuyordum. Akşam kardeşim de bize geldi. Gece uyudum uyandım. Bir yanda korku, bir yanda heyecan. Sabah kahvaltımızı yapıp hastaneye gittik. Direk doğumhaneye çıktık. Suni sancı verilmeye başlandı. Saatler ilerliyor herkes doğumhane önünde bekliyordu. Ben öğleden sonra bebek olur düşüncesiyle tüm arkadaşlarıma yarın kızıma kavuşuyorum mesajı çekmiştim. Saatler ilerledikçe herkes mesaj çekiyor, arıyor, haber bekliyordu. Sancı odasında 7-8 doğum gerçekleşti, akşam oldu, ben hala aynı durumdaydım. Doktorumuz akşam saat 8’e kadar suni sancı verelim, durum değişmezse odana alırız gece devam ederiz dedi. Umutsuzca ağlıyordum, ağrılar arttıkça dayanılmaz hal alıyordu. Ertesi gün 11’e kadar yine suni sancı verildi, doktorumuz açılma olmayınca sezeryana alalım riske almayalım dedi. Doğumhanenin kapısında annem, eşim vardı. Eşimin omzuna yatıp ağladım. 10 dk sonra ameliyata girecektim, nasıl olacaktı? Halbuki tüm planlar normal doğum yönündeydi. Sezeryanla ilgili hiç bir bilgim yoktu. Artık iş ciddiye binmiş , bıcak kemiğe dayanmıştı. Genel anestezinin hem bebek hem anne için zararlı olduğunu(narkozdon dolayı) spinale karar verdik. Sonra anestezist gelip bazı bilgiler verdi, spinal nedir, epidural nedir? vs. ayatımda ilk kez ameliyathanede bulunuyordum. Ne garip ortam, buz gibi. İnanılmaz duygular içindeydim.

     Epidural takılacaktı. Anestezi uzmanı kambur durmam gerektiğini söylüyor, hemşire omzumdan ve ellerimdem tutuyor, kedi kampuru pozisyonunda durmam için yardım ediyorlardı. Allahım ben nerdeydim? İğneden de  korkuyordum ama yapacak bişey yoktu. Doktorumun gelişi bana moral oldu. Bacaklarımı hissetmemeye başladım. Önüme bi perde çekildi. O noktadan sonra yaptıklarını sadece hareketlerinden tahmin etmeye çalıştım. Daha sonra anestesi teknisyeni ve anestezist ile sohbet etmeye başladık, bir 5 dakika uyumuşum. Ve ağlama sesi ile irkildim,  kızımı gösterdiler.  Saat 11:06… Kızım 51 cm ve 3400 gr olarak artık yanımdaydı. Ben olayın şokuyla garip garip baktım. Boyuda uzunmuş dediklerini hatırlıyorum. Kızımı doğumhaneye götürdüler, yıkayıp kıyafetlerini giydirip odamıza  çıkarmışlar. Bu arada dikişlerim tamamlandı ve benide sedye ile odamıza götürdüler.

     Ameliyathanenin etkisiyle odada zangır zangır titriyorum. Bu titreme 1-2 saat devam etti. Sonra kızımı verdiler emzirmem için. Nasıl bir duygu Allah’ım… 9 ay beklemenin ardından sağlıklı bi şekilde yavruma kavuştum. Sezeryan olduğu için kızımı kucağıma alamamak beni çok üzmüştü.  4-5 gün neredeyse kucağıma alamadım kızımı. Annem emzirmem için kızımı tutuyor, ancak bu şekilde emzirebiliyordum. İlerleyen saatlerde ağrı kesicinin etkisi gittikçe ağrılarım artıyordu. İğne hap takviyesiyle zor durabiliyordum.  Allahtan sütümüz hemen geldi. (az da olsa)

     Benim için 23 Mayısta yeni bir dünya başlıyor. Tüm arkadaşlarıma, akrabalarıma, anneme babama, kardeşlerime özellikle de eşime çok teşekkür ediyorum.

Yukarı Çık / Subscribe to new Entries (RSS)